7 Ocak 2014 - 20:30
İktidar Hırsı ve Lider Olma Hastalığı

Bismillahirrahmanirrahim Hiç şüphesiz herkesin içinde bir lider olma duygusu vardır; diğerlerine baş olma, insanlara kılavuzluk etme, diğerlerinden üstün olma isteği. Kontrol ve dizginlenmesi gereken nefsani bir güç.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İktidar olgusu nefsani bir olgu olup peşinde koşturduğu insanı azgın bir boğa gibi sırtına bindirmez. Onu helak edip yerlerde süründürmedikçe bırakmaz. İktidar hırsı sonunda insanı  helak eder, Firavunlaştırır.

Lider olma isteği insanın dünyaya olan bağlılığından kaynaklanır. Lider olma arzu/isteği/hırsı bir hastalıktır. Fiziksel değil, insanın ruhuna musallat olmuş nefsani bir hastalıktır. Öyle bir hastalık ki tedavisi en zor olan, bazıları için ise tedavisi olmayan bir hastalıktır.

Kendi hakikatinin ne olduğunu  idrak edemeyen, ulvi bir makama yükselebilecek potansiyele sahip olduğunu idrak edemeyen ve melekut alemini keşfedip oralara ulaşacak kapasiteye sahip olduğunu anlamayan “cehul ve zelum” insan, nefsin kendisi için kurmuş olduğu ”lider olma arzusu” tuzağına düşer.

İnsan, Allah’ın bahs ettiği nefs-i emmarenin kendisine hakim olmasıyla oluşan şeytanet gücüyle bu arzu ve isteğine kavuşmak için mukaddes kılıflar arar. “Allah’ın kullarına hizmet etme”, “halkın iradesine teslim olma”, “halkın isteği bu” gibi daha nice kılıflar insanın gerçek niyetini örten perdelerdir.

Ne halkın insanı seçmesi lider olma hakkını kazandırır, ne de halkın iradesi hakk ölçüsüdür. İnsanlar  hakkı-batılı ayırt etmede vahye muhtaç olduklarından halkın seçimi hak ölçüsü olamaz. Çünkü halk bazen Bush’u seçer, bazen Saddam’ı kabullenir, bazen Sharon’u seçer bazen ise Hitler'i lider kabul eder. Tarihte halkın lider olarak seçtiği hiç kimse gerçek bir manada liderliğe layık olan insanlar olmamıştır. Hz. Ali’yi 25 yıl sabra sürükleyen halk değil miydi? Halkın İmam Hasan’ı bırakıp Muaviye’nin peşinden gittiği tarih kitaplarında kayıtlı değil mi? İmam Hüseyin’i terk edip Yezid’in yanında yer aldıkları tarihi bir gerçek değil mi?

Halkın seçimiyle başa gelenlerin kendileri de ne gibi entrikalar yaptıklarını çok iyi bilirler; seçim sisteminde oyunlar, oy çalmalar, kandırmalar, halka rüşvet vermeler, seçim hileleri, tehditler, korkutmalar, parayla satın almalar, kulisler, oy transferleri peşinde olma gibi daha nice oyunlar.

Halkın isteği ile lider olan ve halkın seçtiği lider; ister oylamayla olsun, ister oylamasız olsun halkın vekili hükmündedir, yani onların memurudur. Ağası, paşası, amiri değildir. Halkın kendilerine verdiği miktarda liderlik yapabilirler. Liderliği kendilerine din vermediği için dinin kendi liderine verdiği yetkileri kullanamazlar. Halkın isteği/seçmesi ile lider olmuşsa Allah’ın verdiği yetkilerle kendilerini yetkili göremezler. Allah o yetkileri ancak kendisi direkt veya vasıtayla seçtiği liderlere verir. Halkın seçimi ile lider olanlar, Allah’ın verdiği yetkiler çerçevesinde  kendilerini yetkili görürlerse bu Allah adına aldatmaktır, din adına sömürmektir, insanın iktidar ve lider olma hastalığının belirtisidir.

Halkın seçtiği lider kendisine itiraz edildiğinde oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi ağlar ve elinden alınacak korkusu ile yatıp kalkar. Benliğini bir korku sarar, dehşete kapılır. İtirazlara tahammülü yoktur, her muhalif sesi bastırmak ister, herkesin kendisine itaatini ister, aykırı bir düşünce ve görüş duymayı hazmedemez.

Halkın seçtiği liderin görevi halka hizmettir, dolayısıyla halkın hizmetçisidir, işçisidir, memurudur ve bundan da gocunmaz eğer gerçekten kendisini halkın hizmetçisi görüyorsa.

 Halk kendi kapasitesine göre lider seçer, kendi arzu ve isteklerine cevap verecek birini seçer. Ayrı bir ifadeyle bir liderin değeri bilinmek isteniyorsa, lideri olduğu toplumun seviyesine bakmak yeterlidir.

Beşeri sistemlerde veya beşeri sistem kriterleri ile hareket eden  İslami toplumlarda toplumun lideri, güç, para ve medya ile seçilir. Toplumda güç sahibi olmak, arkasında kabilesi olmak, parti gücünü arkasına almak birinci kriter olarak görülür. Para, servet, maddi imkanlara sahip olmak ikinci kriter olarak algılanır. Medya ile reklam ve propaganda, halkın gözünü boyama ve liderliği lanse etme vesilesidir.

Halkın seçtiği lider gündemde kalmak için durmadan çabalar, varlığını göstermek ister, çünkü halka kendisini göstermesi gerekiyor bundan dolayı her konuda görüş belirtme hastalığına duçardır.

Kısacası güç, para ve medya sayesinde lider olmuş olur. Hedef kendi iktidar hırsını doyurmak ve hakimiyetini kabullendirmek veya partisinin iktidarı ve neticede dostlarının nemalanmasıdır, halka hizmet ise kılıfı.

İlahi yolla lider olacak kimsede ise daha farklı kriterler vardır

İlahi yolla seçilmiş lider, lider olma arzu ve hastalığına düçar olmadığından iktidar hırsı yoktur onda, bütün herşeye Allah rızası penceresinden bakar. Ne lider olma ihtirası vardır, ne de hakkının elinden alınma korkusu yaşar. Ne lider olsa sevinir, ne de elinden gaspedilip alınsa dehşete düşer. Asla bir tereddüt ve endişe içinde değildir. Kendisine yapılan itirazları kemale ulaşmak için kendisine bir lütuf sayar, hatalarının söylenmesini bir hediye olarak kabul eder.

Mümin makam peşinde olmadığından Allah’ın dışında halkın kendisine yükleyeceği yükü kabullenmekten kaçınır, başkasının üstlenmesinden de rahatsız olmaz, çünkü onun liderliğinin ilahi olmadığını bilir.

Hedefi adalet ve hakkın hakimiyeti olduğu için kınayanların kınaması azmini kırmaz, yerenlerin yermesine aldırış etmez. Hidayet önderlerinin hedefi Allah’a, dine, sırat-ı mustakime ve Allah rızası için Allah’ın kullarına hizmet olduğu için Allah’ın memurudur, Allah’ın hizmetcisidir; sadece Yaradanı hoşnut etme duygusu vardır kalbinde.

Böyle bir lider ancak aşağıdaki sıfatlara sahip olursa lider olur.

1-İlim sahibi olması: Toplumun lideri ilim sahibi olmalıdır, toplumun sorunlarını halledecek bilgi ve tecrübeye sahip olmalıdır. Toplum liderinin sözleri bir fetva ve yerine getirilmesi gereken bir emir olarak algılanır, dolaysıyla lider ilmi kapasitesine göre konuşmalı, seviyesini aşan konularda sadece uzmanların ve ehil kişilerin görüşlerini nakletmelidir, bilmediği konularda susmasını bilmelidir. Toplumu idare edip yönlendirecek ilme sahip değilse liderliğe liyakati olmadığı gibi yetkisi de yoktur.

2-Basiret/Feraset ve cesarete sahip olması: Hakkı batıldan ayırt edecek, düşmanı tanıyacak, düşmanın hilelerini tespit edecek, dünyadaki gelişmeleri idrak edecek basiret ve ferasete sahip olmalıdır; gelişmeleri analiz edebilecek kadar basiretli olmalıdır, olayların gelecekte doğuracak sonuçlarını tahlil edebilecek ileri görüşlülüğe sahip olmalıdır. Hak ve adaleti neye mal olursa olsun söyleme cesaretine sahip olmalıdır; adaleti başkalarına uygularken cesur kendisine veya ailesine uygulandığı zaman çekingen ve korkak olmamalıdır.

3-Takva ve adalet sahibi olması; lider takva sahibi olmalıdır; haramlardan kaçınmalı, şeriatın hükümlerini önce kendisinde uygulamalıdır; özellikle mali konularda sömürü, hortumlama, yolsuzluk, faiz gibi haramlardan uzak durarak kendisini zan altında bırakacak durumlardan kaçınmalıdır, hatta halkın nazarında lidere yakışmayan tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır.

4-Hayat tarzı ilahi önderler gibi olması; lideri diğer insanlardan ayıran en büyük özellik onun hayat tarzıdır. Liderin hayat tarzı hidayet önderlerinin hayat tarzıyla aynı olmalı, en azından uyum içinde olmalı ve halka örnek olmalıdır. Halkın en alt seviyesindeki insanlar gibi yaşamalıdır; yemesi, giyimi, bineği, yaşantısı hidayet önderlerine benzer olmalıdır. Halk sıkıntı ve yokluk içinde yaşarken kendisi bolluk ve rahat hayat süremez. Halkın yaşam seviyesi düşükse o lüks yaşayamaz, halkın bineği yoksa o lüks bineklerle gezemez.

“Benim şahsi mal varlığımdır, beytülmal değildir, humus ve zekâtını da vermişim” gibi gerekçeler liderlik makamında olmayan insanların gerekçesi olabilir ama lider bu gibi bahanelerin arkasına sığınamaz.

Yani kısacası lider Hz. Ali’nin sözlerini dilinden düşürmeyip Muaviye’nin sofrasında oturmamalıdır. Muaviye’nin sofrasından maksat sadece yemek sofrası değildir. Yaşam tarzıdır; ailevi yaşantısı, ne yediği, ne giydiği, ne bindiği, kiminle oturup kalktığı, nerelere gittiği, ibadet ve kulluğunun nasıl olduğudur. Lider yaşam tarzıyla insanlara örnek ve halkın ümit kaynağı olmalıdır.

Bu özelliklere sahip olan birisi zaten liderdir, ister halk onu seçsin ister seçmesin. Kendisinin “ben liderim”, “beni lider seçtiler” demesine dahi gerek kalmaz. Başkalarının kınaması da ona  bir zarar getirmez.

Sabahattin Türkyılmaz / rasthaber